
Medeniyete döndüm. Hem de ta göbeğinden. Bu kadarını beklemiyordum. İnanılmaz dinamik bir hayat sürmesine rağmen -Avrupa kentleri dahil- şimdiye kadar gördüğüm en iyi altyapı sayesinde hatasız, problemsiz, tıkır tıkır işleyen bir sistem var Hong Kong'ta. 1897-1997 seneleri sırasında İngiltere tarafından kiralanan Hong Kong, İngilizler tarafından kendi şehirlerinden bile güzel hale getirilmiş. 97'de

şehri devralan Çinliler düzeni bozmamışlar, şehre özerk bir statü vermişler. Hong Kong'lular, bir avuç toprağa sıkışmış olsalar da her noktayı ileri derecede efektif kullanmışlar, yarattıkları her noktayı da bir sanat eseri gibi işlemeyi ihmal etmemişler. Belki de topu topu 3 gün önce nükleer felaket sonrası hayatta kalan bir grup insanın (o da mutasyona uğramış halde) yaşam mücadelesi verdiklerini düşündüren, bir nevi Mad Max platformu lezzetindeki, "Allah'ım, dünyada demek böyle de bir yer varmış" dedirten Hindistan'ın Gorakhpur kentindeyken buraya gelince kültür patlaması yaşadım, ondan bu kadar etkilendim. Ama, eminim ki burayı gören herkes muhakkak etkilenecektir.

İlk gün gecesi, Hong Kong Adası'ndaki onlarca devasa gökdelenin sarf ettikleri ışık oyunlarının izlendiği Avenue of Stars'a (Yıldızlar Bulvarı) gittim.
Two IFC (International Finance Center - One IFC daha kısa bir bina) dünyanın en yüksek 6. binası olmasına rağmen ışık oyunlarındaki atraksiyonel kabiliyetinden ve değişik tasarımdan dolayı Bank of China binasını daha çok sevdim. HSBC, Standard Chartered Bank, AON ve AIG binaları da sanatsal kaygılarla yaratılmış çok endamlı binalar.

İkinci gün Lantau Adası'na gidip 5 km'lik bir teleferik hattı olan kardeş oluşum "
Ngong Ping 360" sayesinde 25 m'lik devasa Buda heykeline ulaştım. Sonrasında, "dini yer görmeden olmaz" endişesiyle
Wong Tai Sin Tapınağı'nı ziyaret ettim. Yakın mesafelerle konuçlandırılmış çiçek, kuş, balık ve evcil hayvan pazarlarını gezdim. Temple Street'te çubukla yemek yeme mücadelesi vererek günü tamamladım.

Üçüncü gün (bugün) tarihi tramvayla çıkılan
Victoria Peak'e gittim. Sis sebebiyle çok net görüntü vermese de Hong Kong'a yukarıdan bakmak için ideal yer. Yaklaşık 800 m'lik yürüyen merdiven ve yollardan ibaret The Escalator ile gece hayatının tavan yaptığı
Lan Kwai Fong ve Soho'ya giderek günü tamamladım. Ocean Park da pek methediliyor ama nasip değilmiş, ona gidemedim. Onu da ikinci Hong Kong seyahatime bırakıyorum. (İkinci seferler artıyor. Sanırım bana ikinci bir dünya turu gerekecek.) Yarın Tokyo'ya uçuyorum.

Hong Kong - Çin
Etiketler: Hong Kong